22 Şubat 2016 Pazartesi

İnceleme: The Life of Pablo (2016)



Sansasyonel güzel Parih Hilton’ın eski asistanının yeni kocası Kanye, 3 yıldır üzerinde çalıştığı albümü The Life of Pablo’yu (So Help Me God, SWISH, WAVES eski isimleri) TIDAL üzerinden yayınladı. Defalarca tracklist değişikliğine uğrayan albüm 10 mu 11 mi şarkı içersin derken 18 şarkıyla karşımıza çıktı.

Her çıkardığı albümde sene sonu en iyiler listelerinde zirveye oynayan bir isim için ne kadar çok şarkı o kadar risk demek aslında. Ancak rapçi kimliğine de 10 şarkılık albümler (Yeezus) epey yetersiz kalıyordu. 808s & Heartbreak’ten beni radarımda olan West, çoğu kişiye göre yükselen (bana göre düşen) müzikal çıtasını bu sefer oynatamamış sanki? 

18 şarkı var diyoruz ama bu eserlerin yarısı internette son 2 yıldır dolanıyor. Hitlerini dinleyip kalan şarkılara el atmadığınız eski bir albümü kurcalıyormuş gibi hissediyor insan. Famous, Ultralight Beam, Wolves, 30 Hours gibi ortalama üstü şarkılar dışında sadece sample üzerine kurulan No More Parties in LA, Father Stretch My Hands gibi demo-vari parçalarda mevcut.

Albümün en ilginç tarafı konseptsiz ve bana sorarsanız tamamlanmamış olması. Sanki kaydedilirken albüm klasörünü internete sunmuşsunuz gibi. Henüz satışa çıkmaması ve fiziksel baskıya girmemiş olması üzerinde zamanla değişiklik mi yapacak sorularını getiriyor akla. Album kapağında Madonna’nın Nothing Fails single fotoğrafından esinlendiğini gözlemlediğimiz Kanye, zirveyi de Feedback ile gösteriyor. Tam olması gereken Kanye standartlarında müthiş bir jam. 808s’den fırlamış gibi duran şarkı eğer her hangi bir promosyon yapılacaksa dikkate alınmalı.

Albümün seveni olduğu gibi sevmeyeni de olacaktır ama benim kafama takılan yayınlanma şekli. Son zamanlarda sanatçıların albümlerini promosyonsuz yada her hangi bir ücret talep etmeden dinleyiciye sunduklarını görüyoruz. En son Rihanna 1 milyon albümü dinleyiciye ücretsiz download ile sundu. Ardından Beyoncé yeni sinlge’ını şak diye yayınladı. Dinlemediyseniz TIDAL sizi bekliyor. Görünüşe göre kasetlerin CD’ye CD’nin Digital Download’a DD’nin Streaming Service’e dönüştüğünü izleyecek şanslı (yada şanssız) bir nesiliz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder