21 Nisan 2016 Perşembe

Ur.


Kadehleri doldurun, az dert yanacağım.

Bir kaç gündür kafamı kurcalayan bir mesele var. Aslında bu onca zamandır vardı ama son dönemlerde ciddi dozda nüksediyor. Adamım, size ne oldu?

Neden son okuduğumuz kitaptan bahsetmiyoruz artık? Sahte randevular dışında sinemaya yolumuz düşmez oldu, hayırdır? Buna karşın her gün HER GÜN sosyal medyada gördüğümüz insanları araştırıyoruz. Keşfet sayfası 90’ların Google’ı gibi paso gözümüzün önünde. Sonunda çığlık atasım geldi, yeter diye. O yemediği için yine beyaz sayfaya akıtacağım şikayetimi ve endişelerimi.

Gün boyu gereksiz bilgilerle doldu etrafım. Kimin nerede kiminle ne yediğini masa düzenine kadar biliyorum. Bilmek istemesem de biliyorum. Oysa bilmek istediğim son çıkan albümler. İçinde hit var mı? Kıyıya vuran gönlümü telafi edecek bir melodi belki? Bunları konuşabildiğim insan sayısı, şaşırarak söylüyorum “1”.

Sanata dair izler ne zaman yük oldu, biz de onları cami avlusuna bıraktık bilmiyorum. Günden güne kirlenen zihinlere nefes aldıramaz olduk. Sosyalleşme adına yapılan herşey, sigara dumanına boğulmuş bir kafede masa bekler gibi. Bağımlısı olduk zehirlenmenin, kirli düşüncelerin, düşüncelerimizi kirletmenin. Kalem tutmayı, mırıldanmayı unuttuk. İçimizdeki boşluğu kitapla, müzikle, hoş sohbetle beslemek varken kıskançlıkla, hırsla, para tutkusuyla doldurduk. Neyse ki filtreler var, kararan ruhlarımızı maskeliyoruz.

Bu mesele daha çok kurcalar kafaları. Ben kimim ki çözeyim akıl almaz döngüyü. En fazla ruhunuza detox gibi listeler öneririm. Sonra yine görüşeceğiz.

It’s your turn, George!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder