6 Mayıs 2016 Cuma

Boşluk


İnsanın cehennemi boşluktur. Yanan insan su arar, mutlu insan şükreder ama boşlukta sadece bekler. Tüm günahlarını da buna yükler. Haklıdır belki. İnsanız sonuçta, üzdüğümüzü kırıldığımızı fark edemediğimiz zamanlar oluyor. Neler yaşamış, kaç yaşında olursan ol, her seferinde içine düştüğün boşluk bambaşka. Geçen sefer çıktığın kapının yerinde yeller esiyor. El yordamıyla bulduğun kapılar bazen ışığa, bazen daha dibe sürüklüyor. Önünü alamadığın bir döngü. 

Benim yakındığım 2 kişilik boşluklar. Bir nevi kör olursun. Boşluk gözden kaybolsun diye, tüm gururunu, inançlarını üst rafa kaldırırsın başlarsın tavizlere. Fedakarlıkların önü arkası kesilmez. Hatta teşekkür edersin senden kopup giden değerlere. An gelir kendine yapılanı farkedersin. Sanıyor musun, oradan çekip gidersin? O tepeye çıkardığın insan yerine de sen aşağı düşersin. Sit-com gibi, öyle saçma bir olay ki dışardan izleyen kahkahalara boğulur. Sense başlarsın tırmanmaya.

Bir de ruh eşi meselesi var bilir misiniz? Puzzle’daki eksik parçalarımız. Hani onlar gelince tablo ortaya çıkıyor. Olur muymuş öyle şey! Bal gibi oluyor. Biten eserin güzelliğine kapılıp hayran hayran aylarca izliyorsun. Hatta çerçeveletip gözünün önüne asıyorsun. Bi zaman sonra o parçalar arasındaki boşluk gözüne batıyor. Boyayan oluyor, yapıştıran oluyor, heyecan gelsin diye tatile giden hatta evlenen bile oluyor! Dostum, tek parça olduğunu kabul etmediğin müddetçe mutlu olamayacaksın you know that? Teoride maşallah ordinaryüs seviyesindeyiz ama diyorum ya  "boşluk”…

Sen sen ol, sakin ol. Sana aydınlığı yaşatanı, yanı kendini, görmezden gelip mum ışığına kanma. İnsan her daim tektir, unuttun mu? O dans eden güzel ateş sende eşlik etmeye başlayınca sönüveriyor, hoop kaldın mı tüten manasız dumana? Sakın ha.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder