12 Ağustos 2016 Cuma

Mess Era




İnsanlar. 

Bazen uzaktakiler, bazen yanındakiler.

Önce yanımdakiler. Çünkü birine yakın diyebiliyorsan, yanlışlarını, düşüncelerini, çelişkilerini ve isteklerini kabullenmiş hatta benimsemişsin demektir. Aynı muameleyi beklediğin doğrudur. Seni olduğun doğrultuda germeden, aksine soluk almanı sağlayarak sarması gereken insanlar o yakın çemberde layığını buluyor. Arada oturmayan taşlar oluyor tabi. Stresi düşünerek bile stres olabilen biriysen; başkaların umursamadığını iddia ederek onların mutluluğunu mutsuzluğunu gözeterek yaşıyor ve bu gözlem sonucu yorulup kendini kendine veremiyorsan kulübe hoşgeldin. Sosyopat olmak yakındır.

Uzun zamandır anın tadını çıkaramıyorum. Sorunsuz anlara şükretmeyi akıl edemiyorum Neyse ki şu ara ciddi sorunlar yaratmıyorum kimseye. Yoksa işim çok zor. 

Bir de yakındakiler farkında olmadan çok fazla yer eder. Duygularını kontrol eder. Sesine alıştığımız insanların bir anda kendini çekmesi çok üzücü. Üstelik sana izlediği belgeseli bile anlatırken ne kadar huzur dolu bir ses olduğunun farkında olmamak en acısı. Sevdiklerimizin sesi bizi en çok mutlu eden şey aslında. Paylaşma arzularını bastırmayın yakınlarınızdakilerin. Ufak bir tavsiye

Sonia uzaktakiler. Yeri geldiğinde bencıl, yeri geldiğinde yanında olmasını istedikleriniz. Arkadaşlarınız kısaca. Bi noktada daha ötesine gidememiş. Paylaşımlarınız azalmış ama geçmişe bağlılığınız tutuyor sizi. Ne güzel işte yetin bununla. Ama hayır, insanlar.

Sanırım diyeceklerim bunlar. İçime sıkışacağına burada dursun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder